| Öğrenim hayatları boyunca birbirleriyle yarışmak ve birbirlerine üstünlük sağlamak durumunda olan çocuklarımız adeta yarış atları gibi sınava hazırlanıyorlar. Bu durum, çocuklarımızın kişiliğini ve karakterini son derece olumsuz yönde etkiliyor. Daha doğrusu, sınava hazırlanan çocuklarımıza, daha yüksek puanlar alıp daha iyi yerlere yerleşsin diye durmadan bilgi yüklüyoruz. Yazık ki çocuklarımızı bilgi küpü haline getirmek için biz de birbirimizle yarışıyoruz. Onların ahlak ve karakter eğitimiyle hiç ilgilenmiyoruz. Eğitimin amacı; sadece çocuğa bilgi vermek değil, aynı zamanda ahlak, ruh, duygu, karakter, kültür, zihin ve manevi bakımlardan da eğitmektir. Halbuki günümüz eğitim sistem bu yönüyle oldukça eksiktir. Sadece bilgi yüklemeye yönelik bir eğitim verildiği için çocuklarımız adeta yarış atına dönmüş durumdalar. işte bundan dolayı bazı olumlu, güzel yanları olsa da SBS’nin de OKS gibi kaldırılmasını istiyoruz. Bütün çabalara, hazırlıklara, yarış ortamında dökülen onca tere rağmen görülüyor ki, 2008 OKS’de 30 binlerle ifade edilen öğrenci yine sıfır puan almıştır. Bu durum eğitim sistemi için son derece üzücü ve düşündürücüdür. Bu, ciddi şekilde sorgulanması gereken bir konudur. Öğrencilerimizi tüm yönleriyle ele alan, tüm alanlarda ortak gelişimini sağlayan bütünleyici bir sisteme ihtiyacımız var. Çocuklarımıza manevi bir sorumluk duygusu aşılamazsak, sadece maddi kaygılarla verilen materyalist bir eğitim sonucunda ancak sıfırcı, eroinci, kapkaççı, tacizci, küfürcü, eğlence düşkünü çocuklar yetişir. Acil olarak erken yaşta mesleki eğitime yönlendirme, hatta özendirme ile birlikte çocuklarımızı emin, sakin, dingin bir eğitim ortamında yarış atı olmaktan kurtarmalıyız. OKS veya SBS, hangi sınav sistemi uygulanırsa uygulansın, görülüyor ki, bu gidişle dershanelerin ortadan kaldırılması mümkün değil. Bir kere dershaneleri kaldırmadan önce, sınav sistemini ortadan kaldırmak gerekir. Her şeyden önce temel eğitimde iyi bir mesleki eğitim ve iyi bir yönlendirme sistemi geliştirmeden sınav mantığının temel nedeni olan eleme ve seçme ihtiyacını ortadan kaldıramayız. İlköğretimde de, meslek eğitimlerini temel alan okul türleri oluşturulmalıdır. Ortaöğretime geçişte ancak o zaman kolaylık sağlanabilir. Ortaöğretimde ise lise türleri, yine mesleklere göre çoğaltılmalıdır. Ayrıca her öğrencinin kendi oturduğu yerdeki en yakın okulda eğitim görmesi sağlanmalıdır. Eğer dershanelerden kurtulmak istiyorsak herkes, çocuğunu kendi mahallesindeki okula göndermeli ve okulların eğitim seviyesini yükseltmenin yolunu aramalıdır. Milli Eğitim Bakanlığı da, mazeret üretmeden tüm okulların eğitim seviyesini yükselterek, öğrencilere fırsat eşitliği sunarak, eşit şartlarda eğitim imkânı sağlamalıdır. Okulların nitelikleri arttırılmalı ve altyapı imkânları okullara eşit bir şekilde dağıtılmalıdır. Öğretmen ihtiyacı, kaliteyi yükselterek, karşılanmalıdır. Araç-gereç donanımları tüm bölgeler, beldeler, köyler için eşit hale getirilmelidir. Ancak böyle olursa, kimse daha uzaktaki eğitim kurumlarını tercih etmeyecek, kendi mahallesinin okuluna katkı sağlayacaktır. Eğitimin sorunları ancak herkesin katkısıyla çözülebilir. |